“Türkiye’nin teknoloji ekranı” TeknoTV yayında!

Teknolojiyi her yönüyle, enine boyuna işleyen video kanalı TeknoTV, Hürriyet WebTV çatısı altında yayın hayatına başladı.

“Türkiye’nin teknoloji ekranı” sloganıyla yola çıkan bu kanalda, siz internet kullanıcıları için günlük hayatta oldukça fayda sağlayacak teknolojik püf noktaları yer alıyor. Ayrıca, merakla beklediğiniz en yeni ürünlerin özel tanıtımları ve satın alma rehberleri PCnet Yayın Yönetmeni Erdal Kaplanseren ve Çağla Pınar Tunçel’in sunuculuğunda yayımlanıyor.

webtv.hurriyet.com.tr/teknotv adresinden ulaşabileceğiniz TeknoTV, her hafta onlarca video ile zenginleşerek yeni içerikler sunmaya devam ediyor.

Örneğin, son dönemin en popüler ürünlerinden olan 3 boyutlu televizyonlarla ilgileniyorsanız, bu incelemeyi mutlaka izleyin! 3D teknoloji hakkında bilmeniz gereken temel bilgileri ve 3D TV satın alırken nelere dikkat etmeniz gerektiğini Erdal Kaplanseren anlatıyor:

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player



Bir bumads advertorial içeriğidir.

Sizinki Kaç Cm ?

Lüfer, hamsi, kalkan... kader anı 21 Haziran!:

"“Seninki kaç santim?” kampanyasının sonucu belli oluyor. Tarım Bakanlığı balıkların ve denizlerin geleceğine Haziran’da karar veriyor. İş işten geçmeden, balıklar tükenmeden, daha fazla ertelemeden, hemen şimdi eyleme katıl."



Yazıyorum da Noluyo-92

*Bu yazı Başbakanlık Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kurulu tarafından muzır içerikler bulunduğu için 18 yaşından küçüklerin okuması sakıncalı bulunmuştur. Yazıyı okumadan önce meyil adresime birer kimlik fotokopisi yollamanız, benim de böylece yaşınızı teyit etmem gerekli.

*Acaba bu kurulda kimler çalışıyor. Düşünsenize kız istemeye gisiyorsunuz, oğlunuz ne iş yapıyor diye babanıza soruyorlar, babanız da ‘’Oğlum Başbakanlık Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kurulu’nda muzır içerikleri tespit ediyor’’ diyor. Size kız verirler mi sanıyorsunuz ? Neşriyat ne lan ?

*Bu arada yine ben.

*Bu yıl ki Aziz Nesin’i anma tarihi 12 Haziran. Yani yarın. Aziz Nesin haklıymış beyler kalıbını dolaplardan çıkarma vakti yaklaşıyor.

İşte o adamın purofil fotosu
*Yaptığım gözlemsel sonuçlar neticesinde bir fotoğraf çekilimi sonucu makineye koşarak ‘’Ağğğbi nassı çığğkmışız’’ diye giden adam fotoğraflarda en tipsiz çıkan adamdır. Bi umut bu sefer iyi çıkmışımdır diye koşarak gidiyor, ama hep hayal kırıklığı, hep hayal kırıklığı. Yazık bu adama.  Ayrıca bu adam ‘’olum koymayın bunu feyizbuka falan’’ diye de yalvaran adamdır.

*Feyizbuk olmasa bu kadar çekilen foto ne olacaktı acaba merak ediyorum. Feyizbuk sayesinden milyonlarca Kıbrıs adası büyüklüğünde fotoğraf denize dökülmekten kurtuluyor.

*-Haydi fotoğraf çekinek, feyizbuğa koyarız. Bir vatandaş.

*Son  Akİcraat: helalporno.com

*İzviçe çakısı olan bilim adamlarının yaptığı araştırıma göre, bilim adamları gereksiz araştırmalara ayırdıkları vakitleri ders çalışmaya ayırsalarmış şimdiye bilim adamı olurlarmış. Hasstir. Bu araştırmada bir terslik var sanırım.

*Buradan yetkililere sesleniyorum. Eski filmlerde açık sahneleri kaldırın. Nolur yapın bunu. İzliyorsun 1980 yapımı bir film, orada cıbıldağ bir abla. İlk başta unutuyorsun bunun 1980 yapımı bir film olduğunu ve sende bir  hareketlenme oluyor. Sonra birden aklına geliyor filmin yapım yılı, o cıbıldağ ablanın şimdiki hali geliyor aklına, veya o abla ölmüş oluyor, o hareketlenme sana pişmanlık olarak geri dönüyor. Nice arkadaşımı kaybettim ben bu hareketlenme-pişmanlık kargaşasında. Lütfen yetkililer, olmadı Başbakanlık Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kurulu, biz de küçük sayılırız, sen halledersin be Başbakanlık Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kurulu.

*’’Arabada Bebek var’’ yazısı neden arabanın arkasına yapıştrılır hâlâ  çözemedim ben. ‘’Bak arkadaşım, bu arabada bebek var, daha büyüyecek, kuş ötüyo mu lan sorusuna maruz kalacak,  yakışıklı bir kız/delikanlı olacak, okuyup adam olacak, falan filan. Yazık değil mi bu bebeke he ? Sen bize değil de şu öndeki araça çarp be gözünü seveyim.’’ mesajı mı içeriyor ne.

Rıza Baba
*Arka Sokaklar da Serdar Ortaç şarkıları gibidir. Hiç Serdar Ortaç şarkısı dinlememiş olsanız bile, en az 1-2 şarkısını ezbere bilirsiniz. Hiç Arka Sokaklar izlememiş olsanız bile en azından Rıza Baba’yı tanırsınız.

*Bu Bülent Başgan’ın bahsttiği 15-20 pornocudan biri bensem, geriye kalan 14-19 pornocu kim merak ediyorum. Onlarla tanışmak istiyorum.

*Aklıma seçimlerle ilgili yapacak çeşit çeşit şakalar, komiklikler, eğlenceler geldi ama şansıma tam da seçim yasağına denk geldi bu yazı. Tüh. Neysem, kısmet değil imiş.

*O zaman ben kaçtım. Haftaya da gelirim işşallah.

*Dı end.


Ayizbörk Formsiğprink: http://www.formspring.me/aysberg


Not: Ulan yazı kısa olmuş, okuyunca farkettim, bileydim daha uzun yazardım. Sevgilerimle. Ben.

Ya O Penaltı Gol Olsaydı ? - Belçika 1 - Türkiye 1

*Evet ya o penaltı gol olsaydı ? Bugün ne konuşuyor olacaktık ? Veyahut ilk yarı, Volkan'ın hatalı çıkışında Selçuk o topu çizgiden çıkarmasa ve maç 2-0 olsa ? Olsalarla, keşkelerle konuşmayı sevmem ama, sanki bu maçta olmuş gibi yazacağım. Çünkü bu maçtan 1 puan koparmamız, Fenerbahçe'nin 17'de 16 yapmasından daha mucize bir olay.

*Sen küme düşme korkusu yaşamış bir takımdan kadroya 6 oyuncu çağırıp, bunların 5'ini de ilk 11'de oynatarak mı Belçika'yı deplasmanda yenmeyi düşünüyorsun ? Zaten bu adamlar sezon boyu biraz futbol oynasalardı, Galatasaray çok daha farklı yerlerde olurdu. Ben kadroyu görünce hemen birinin Hakan Balta'yı da arayıp maça çağırmasını bekledim. Hatta ne biliyim BAM üçlüsü de olsaydı bu  maçta keşke. Şu kadro yerine 1-2 takviyeyle İBB, Karabükspor çıksaydı maça, daha iyi oynarlardı.

*Biz kendimizi olduğumuzdan fazla yukarıda görüyoruz. Grup kuraları çekilir, bizim rakibimiz İspanya denir, grupta 3. olunur. Yine kura çekilir, Almanya'ya bileniyoruz denilir, belki de Avusturya ve Belçika'nın gerisinde kalınır. Biz ne oynuyoruz da kendimizi bu kadar üstün görüyoruz. Son yıllarda 90 dakika hükmettiğimiz bir karşılaşma söyleyin yahu. Malta'yla bile berabere kalmışlığımız var. İşte biz bu kadar iyiyiz.

*Resmen takım 1 puana razıydı. Günler öncesinden başlayan teknik direktöründen oyuncusuna ''1 puan da iyidir'' sözcüğü o kadar yerleşmiş ki beyinlere  1-0'ken bile ''1 puan iyiyse 0 puan da o kadar kötü değildir herhalde'' düşüncesi sahipti. Rakip kaleciye top gidiyor, kaleci orada zaman geçiriyor, bizden bir kişi gidip de kaleci topu oyuna soksun diye baskı yapmıyor. Bu haldeydik yani.

*Çağlar. Ne işi var bu adamın bu takımda. Hep kademe hatası, hep adam kaçırma. Tamam defansı yoktu, peki bir kere orta yaptı mı maç boyunca ? Ehmm. Sanırım hayır. He unutmadan golü de sayesinde yedik. Önündeki topa vuramadığı için. Ama adamın ne günahı  var ? Onu bu takıma çağırıp, oynatan da kabahat.

*Maç ile ilgili hâlâ bir şey yazamadım. Hatalar maç öncesinden kürek kürek başladığından maça daha sıra gelemedi.

*Çıkardığın ilk 11 zaten fiyasko. Ya yedeklere ne demeli ? Sinan, Gökhan Zan, Egemen, Mehmet Topal, Semih, Gökhan Töre, Mehmet Ekici. Dışarıda kalanlar Mehmet Topuz, Cenk Tosun, İsmail Köybaşı vs. Gökhan Töre'nin ne işi var ilk 18'de? Sezonun en istikrarlı ve başın nerede sıkışsa oraya monte edebileceğin Mehmet Topuz'u haydi ilk 11'e koymadın, ilk 18'e de mi giremiyor bu adam. Cenk Tosun bu maçlarda oynamayacak da ne zaman oynayacak ? ilk 18'de iki stoper alıyorsun ama beklerinden birine bir şey olsa, veya oyun anlayışın da değişikliğe gidecek olsan oynatabilleceğin tek bek olan İsmail Köybaşı dışarıda. Tee Allah'ım.

*Maç öncesi Chelsea konusunda kaçamak cevaplar veren Hiddink maç sonunda geleceği için bekleyip göreceğiz dedi. Kısacası yolcu Hiddink.

*Maça gelecek olursak(nihayet) takımda konstantrasyon eksikliği üst seviyedeydi. Koca sezon yan top hatası yapmayan Volkan az kalsın maç başında 2-0 geriye düşmemizi sağlayacaktı. 1-1'e gelmiş oyun, herkeste bir şaşkınlık, Penaltı kaçıyor, bir tek Volkan seviniyor, o sırada bakıyor arkadaşlarında tık yok, afalllıyor. Bu örnekler ruh halimizi yansıtıyor sanırsam.

*Defansta Servet aldığı her topu taça attı. Serdar Kesimal maçın başında çok posizyon hatası yaptı. Hatta bir posizyonda adamını kaçırdı. Gol olabilecek bir topu Volkan kurtardı. Çağlar'a zaten yukarıda değindim. Bir Sabri bir şeyler yapmaya çalıştı. O da bu kadarını yapabiliyor. Orta sahada Selçuk geriyi iyi topladı ama geriden oyun kuramadığından hücum yönümüzü aksattı. Selçuk İnan ise oldukça tutuktu. Aklı hâlâ kaçan şampiyonlukta. Hatta 1-2 pozisyonda yanındaki Emre'ye pas veremedi. Emre'den de fırçayı yedi. Emre de çok güvenemediğinden Selçuk'a, onla oynamayı pek tercih etmedi. Selçuk Şahin hücum yapamayınca, İnan'sa tutuk olmasından, defans ile hücum arasındaki köprü görevi Emre'ye kaldı. Bence Volkan'la birlikte sahanın en iyisiydi Emre. Ama o da tek başına kaldığından oldukça zorlandı.

*Hücum hattında Arda golde ve gole benzer bir posizyonda etkili oldu. Ama şu açıkca bir gerçekti ki, fizik olarak çok düşüktü Arda. Zaten zaman zaman sağ beke gelip dinlendi. Eğer iyi bir Arda olsa dün ortaya koyduğu oyundan kat ve kat fazlasını sağlardı. Bu fizik gücüyle zaman zaman sahne alabildi sadece. Kazım ise çok yalnız kaldı. Ama tek başına iyi yordu rakip savunmayı. Hatta bir hava topunda Kazım'la birlikte 3 Belçika'lı yükseldi topa. Burak bu sene kanatta hiç oynadı mı hatırlamıyorum. Onun asıl mevkii ikinci forvet. Ama yerine oranla iyiydi ve golünü de attı.

*Daha yazacak çok şey var da yazarken sıkıldım. Öyle heyecansız bi maçtı ki, insanı yazmaya bile teşvik etmiyor.

Belçika Maçı İlk 11'imiz

Volkan Demirel

Gökhan Gönül - Servet- Serdar Kesimal -Çağlar

Selçuk İnan - Selçuk Şahin - Emre Belözoğlu

Burak - Kazım -Arda Turan



*Kadroyu görünce insanın içi kıpır kıpır oluyor değil mi ?

*Mehmet Topal milli takımda ilk 11'e giremiyor ya, ben daha ne diyeyim. Selçuk Şahin'i kesemeyecek kadar kötü bir oyuncu mu  Mehmet ? Selçuk yerine Fenerbahçe'de Mehmet Topal oynasa diye umut eden biri olan ben, milli takımda bile göremiyorum Mehmet Topal'ı. Hani şu Valencia'da sürekli ilk 11 oynayan Mehmet.

*Fatih Terim'i yollayıp, Oğuz Çetin'i başında tutarak zaten başta hata yapıldı. Yeniden yapılanmaya gidiyorsan, teknik heyet de resetlenmeli. Ama Fatih Terim gidiyor, takımı kuran Oğuz Çetin hâlâ takımda ve belli ki takımı hâlâ o kuruyor. Takım yenileniliyor deniliyor. 2 sene önceden ne farkı var bu kadronun ? Bir Serdar ? Başka var mı ? Çağlar, o da sezon performansı yerle bir olan Hakan Balta'nın yerine. O da neden, Galatasaray'lı çünkü.

*Kötü Galatasaray'dan 6 oyuncu çağırıp 4'ünü ilk 11'de oynatmakta nedir yahu ? Sabri'ye de yer bulsaydınız keşke ?

*Ve takımda santrafor yok. Kazım'ı santrafor oynatmak. Semih ve Cenk varken ?

*Kulüpçülük yapmak gibi bir niyetim yok. 2002 Dünya Kupası'nda sevinirken takımın iskeleti Galatasaray oluşturuyordu. Sadece hakeden giysin bu formayı.

*Umarım yeniliriz de bu sefer kökten yenileme sürecine gireriz. Antrenöründen, bu formayı haketmeyen oyuncusuna kadar.

Edit: Gökhan Gönül sakatlığından dolayı kadrodan çıkarılmış, yerine Sabri oynayacak. Bir mutlu haber daha !

ve Kasia da Gider


Federasyonun yabancı kontenjanı bilmecesi nedeniyle geleceği belirsiz olan Katarzyna ''Kasia'' Skowronska Çin'e transfer oldu.Nati'den sonra bi yıldızımızı daha kaybettik. Teşekkürler güzel Sarı Melek. Yolun açık olur inşallah.

Koyduk Mu ?

Volkan şampiyonluk kutlamalarında çok güzel özet geçti: Koyduk mu ? 


Evet koyduk ! Her sezon Fenerbahçe'yle kim yarıştaysa, onun taraftarı olan bukalemunlara.

Evet koyduk ! Her kazandığımız maç sonrası liseliler gibi zırlayan Trabzonlu yöneticilere.

Evet koyduk ! 17 maçta hiç yenilmeden 16 galibiyet alarak.

Evet koyduk !  9 puan geriden gelip, önümüze kim geldiyse devirerek.

Evet koyduk ! Türkiye'nin 4'te 3'nün desteklediği bir rakibe karşı.

Evet koyduk ! Aykut Kocaman'ın bir sözü üzerinden onu karalamaya çalışanlara.

Evet koyduk ! 18. kez koyduk hem de.

2010/11 Sezonu Cristiano Ronaldo'nun Tüm Golleri

Gol canavarı Cristiano Ronaldo'nun 2010/2011 sezonunda attığı 53 golü bir solukta izlemeye ne dersiniz ?

Cristiano Ronaldo'nun 53 Golü



Transfer Haberleri : Fenerbahçe Acıbadem

Sezonun bitmesiyle elde kalan tek yabancımız Sokolova oldu. Malum yabancı sayısının 2+1'e düşürülmesi gündemde olduğunda yabancı oyuncu konusunda biraz temkinli davranıyor yönetim. Transfer olan bir yabancı oyuncu var sanırım. Henüz resmi bir açıklama olmamasına rağmen Kim Yeon Koung twitter hesabının bio kısmına Fenerbahçe yazmış. Ama twitlerinde ne yazıyor anlamak imkansız. Korece yazdığından bende sadece kutular şeklinde tivitler gözüküyor.

Yerli oyunculardansa Nihan Güneyligil, Seda Tokatlıoğlu, İpek Soroğlu ve Eda Erdem'le sözleşme uzatıldı. Maja Poljak'ı kaybeden Vakıfbank Güneş Sigorta'ysa bu sezon pek forma şansı bulamayan oyuncumuz Ergül Avcı'yla anlaşmış. Bizse iki genç liberoyla takıma takviye yaptık. Biri Nilüfer Belediyesi'nden Didem Ege, bir diğeriyse Galatasaray Medical Park'tan Merve Dalbeler.  Açıkcası Didem için bir şey diyemeyeceğim, pek maçlarını izleyemedim ama Merve genç olmasına karşı(1987 doğumlu) başarılı ve gelecek vaadeden bir libero. Umarım başarılı olur. Bunların yanında da geçtiğimiz günlerde yine Galatasaray Mp'den pasör Seda Uslu Eryüz' transfer etmiştik. Neden Zülfiye'nin yollandığını ise anlayamadım. Bence oldukça başarılı bir pasördü Zülfiye. Süre aldığı kısa zamanlarda takıma oldukça katkı sağlıyordu.

Bir de Neslihan Darnel söylentisi var ortalıkta, ahh keşke gerçek olsa.


Merve Dalbeler

Didem Ege

Gollü Veda: Real Madrid 8 - Almeria 1

Ligin son maçında Real Madrid, lig sonuncusu Almeria'yı farklı mağlup etti. Cristiano Ronaldo attığı 40 golle La Liga tarihinin bir sezonda gol atan futbolcusu oldu, Adebayor hat-trick ile veda etti, Dudek son Real Madrid ile son maçına çıktı, Real Madrid ligi 102 golle tamamladı. Bunlar maçtan kısa özetler.


Maçı 8-1 kazanarak sezonu 92 puan ve 102 golle tamamladık.Bu gollerinde %40'ı Ronaldo'ya ait. Acaba Cristiano Ronaldo'nun hâlâ büyük futbolcu olmadığını iddia eden gerzekler var mıdır ortalıkta. Adam daha ne yapmalı ki ? Oynadığı her ligde takır takır gol atıyor, yanına da bir o kadar attırıyor. Ama ne de olsa ''Apaçi'' değil mi ? Zaten bu yüzden Ronaldo'yu eleştirenlerin hepsi de her gün Dostoyevski'nin  Suç ve Ceza'sını okuyup, klasik müzik dinliyorlar !

Maça 4-3-3 dizilişyle başladı Madrid. Geri 4'lü Ramos, Pepe, Albiol ve Arbeloa'dan kuruluydu. Orta alanda en geride Xabi Alonso, sağda Mesut, solda da Kaka vardı. İleri 3'lüdeyse sağ açık Benzema, sol açık Ronaldo,en ilerideyse de Adebayor. Aslına bakarsak Kaka ve Mesut oldukça etkisizdiler maç boyunca. Ama Mesut Adebayor'un attığı ilk gol öncesi ayağının dışıyla yaptığı mükemmel asistle günü kurtardı diyebiliriz. Gerçekten sağ kanattan, ayağının dışıyla inanılmaz bir asist yaptı Mesut Özil. Kaka'ysa -büyük ihtimal- son maçında oldukça tutuktu. Zaten de 60. dakikada Mourinho onu kenara aldı. Geleceği belirsiz olan bir diğer oyuncu Adebayor'sa hat-trickle sezonu kapadı. Belki  onun da Real Madrid formasıyla son maçıydı. Belki de bu hat-trick onu takımda tutacak. Bekleyip göreceğiz.

Bu akşamki maçın bir diğer önemiyse Jerzy Dudek'in Real Madrid formasına veda edecek olmasıydı. 4 yıllık Real Madrid kariyerindeki bu 2. lig maçıydı. Bundan önce yalnızca bir kez bu formayı giymişti sırtına Dudek. (Toplamdaysa 11 kez). Bu son maçında kalesinde 1 gol gördü 38 yaşındaki eldiven. Maçın 78. dakikasındaysa arkadaşlarının alkışlarıyla saha kenarına geldi.

Artık bu sezon bitti. Elimizde sadece bir Kral Kupası kaldı. O da yamuk yumuk halde.

Real Madrid [8 - 1] Almeria 
4' [1 - 0] C. Ronaldo 
31' [2 - 0] E.S. Adebayor 
33' [2 - 1] K. Uche 
48' [3 - 1] K. Benzema 
52' [4 - 1] E.S. Adebayor 
63' [5 - 1] K. Benzema 
73' [6 - 1] E.S. Adebayor 
77' [7 - 1] C. Ronaldo 
87' [8 - 1] Joselu 

Jerzy Dudek'in Son Maçı

Önünüzdeki kaleci Iker Casillas'sa, Dudek bile olsanız yedek kalıyorsunuz.  Jerzy Dudek'in Real Madrid kariyerinin kısaca bir özeti bu aslında. Real Madrid'e imza attığı 2007 yılından beri yalnızca 1 kez lig maçında forma giyebildi Dudek. Toplamdaysa çoğu Copa Del Rey olmak üzere11 kez bu formayı sırtına geçirdi. Bu gece ligin son maçı olan  Almeria maçındaysa son kez bu formayı giyecek 38 yaşındaki tecrübeli file bekçisi. Çoğumuz onu Real Madrid kariyeriyle değil de, İstanbuldaki kupa finalinde, penaltılardaki o ilginç hareketleriyle hatırlıyoruzdur. İşte o kıvrak kalecinin bu gece son maçı.

Real Madrid Türkiye

Mesut'lu, Nuri'li, Hamit'li Real Madrid

Geçtiğimiz yüzyılın en büyük kulübü seçilen Real Madrid'de önümüzdeki sezon 3 Türk futbolcuyu izleyecek olmamız kulağa hâlâ inanılmaz geliyor. Gerçi bundan önce de bir Türk Real Madrid'de forma giymişti: Elvir Baliç. Real Madrid'e transfer olduğunda Türk pasaportu vardı kendisinde.

Bu 3 futbolcu sezon içinde pek çok kez yanyana oynayacak mı, yoksa 11'i rotasyonlarda mı görecekler soru işareti. Bana kalırsa Nuri ve Mesut Özil 11 için biraz daha ön plandalar. Ancak biri oynarken, diğeri yedek kalacak gibime geliyor. Hamit ise sezon boyunca joker oyuncu olarak, gerekli olan mevkilere yerleştirilecektir. Ne de olsa, sağ bek, sağ açık, ortadaki 3lüde, forvet arkası, hatta gerekirse sol açık veya sol bek de oynayabilecek bir oyuncu Hamit. Direkt 11 oyuncusu olabilir mi, kesin bir sonuca varmak zor. Saydığım bu bölgelerde çok zorlu rakipleri var. Kanatlarda Di Maria, Ronaldo, Orta alanda Mesut, Nuri, Xabi Alonso, bekte Sergio Ramos. Bence daha fizik mücadele gerektiren maçlarda kullanılacak gibime geliyor. En basidi de Barcelona maçları. Hamit'in tercih edilmesindeki bir diğer etken, mücadeleci  kimliğinin yanında futbol zekası ve tekniği de geliyor. Ama şöyle bir risk var ki, başarısız olma gibi bir lüksü yok. Real Madrid'de başarısız olan Snijder, Robben, Kaka gibi isimlere bile hemen bilet kesildiyse, bu şansını en iyi şekilde değerlendirmeli bence Hamit Altıntop.

Nuri Şahin transferiyse yapılabilecek en doğru transferdi. Real Madrid'in geçen sezon orta alanındaki en büyük sıkıntı o bölgedeki oyuncuların çoğunun, Alonso dışında, daha defansif olmalarıydı. Yani Cm diliyle DMC tarzı oyuncular olmalarıydı. Bu da özellikle Barcelona karşısındaki maçlarda orta alanı sağlam tutmak adına yapılan hamlelerde ileriye top taşıyacak adam olmamasıydı. Şimdi Nuri ile orta sahayı üçlerken, Xabi Alonso'yla hem ileri top taşıyabilecek oyuncu sayısı artacak, hem de bu ikilinin arkasına sağlam bir Dmc ile orta sahanın direnci de artacaktır. Böylece rakibin oyununu bozarken, kendine oyun kurabilecek bir orta sahaya da kavuşacak Real Madrid. Böylece Nuri transferiyle Real Madrid 4-2-3-1'in yanında daha düzgün bir 4-3-3 anlayışıyla da sahaya çıkabilecek.

Şimdi gelelim başka bir mevzuya. Real Madrid'de 3 tane Türk futbolcu oynayacak olmasıyla hepimiz şüphesiz gurur duyuyoruz. Ki bazı kesimler de bu seneki Türk Milli Takımı'nda oynayan 2 futbolcunun Real Madrid'e transferinin  Mesut'a kapak olduğu görüşünde.  Hani Mesut Türk milli takımını seçseydi Real Madrid'de oynayamazdı diyenlere vardı ya, onlara da kapak oldu bu transferler. Şimdi bu kesime sormak istiyorum, Hamit ve Nuri transferlerinde Türk milli takımının ne katkısı oldu ki ? Bu iki futbolcu da kendi performanslarıyla Real Madrid'e transfer oldular. Aynı Mesut gibi. Yani bu iki futbolcunun Real Madrid'e transferinde Türk futbolunun gram katkısı yok. Mesut da, Nuri de, Hamit de Alman altyapısından yetişme. Aynı Real Madrid'de oynayan Sami Khedira gibi. Yani bu 2 transfer bizim başarımız değil, ne yazık ki Alman futbolunun başarısıdır. Tamam bu transferler bizi gururlandırıyor ama gerçekleri de göz ardı etmeyelim lütfen. Ne zaman ki Türkiye'den yetişen veya Türkiye'den bir takımda oynamış bir futbolcu Real Madrid'e transfer olur, o zaman Türk futbolunun başarısından söz edebiliriz. Türk futbolunun başarısı şu an Mehmet Topal'dır bence. Zamanında Nihat'tı, Tugay'dı. Ancak şunu da unutmayalım ki, bu transferler şüphesiz ki Türk futboluna katkı verecektir. Eğer bu iki oyuncu da aynı Mesut gibi performanslar ortaya koyarsa Türk oyuncuların piyasası oluşacaktır Avrupa'da. Ama bu piyasanın oluşması için bizim de vizyon sahibi oyuncular yetiştirip Avrupa'ya yollamamız lazım. Tuncay Şanlı gibi değil, Mehmet Topal gibi oyuncular yollamalıyız.

Real Madrid Türkiye

Hamit Altintop Real Madrid'de

Real Madrid'de Türk fırtınası dinmek bilmiyorn. Nuri Şahin'den sonra Hamit Altıntop da resmen Real Madrid'li. Az önce resmi siteden duyuruldu bu haber. Artık yalnızca Mesut'lu Real Madrid olmaktan çıktı, Mesut'lu, Nuri'li, Hamit'li Real Madrid.



Not: Blogu biraz boşladım, okuldan ötürü ama yakında bu transferlerle ilgili yazılar yazacağım.


Real Madrid Türkiye

Nuri Şahin artık Real Madridli

Beklenen oldu ve Nuri Şahin Real Madrid ile anlaştı. Seneye Real Madrid'de iki tane Türk olacak ! İnanılması güç gelebilir. Bu transfer ve Real Madrid'in gelecek sezonu ile ilgili bir yazı önümüzdeki günlerde yazacağım, ama şimdilik diyeceğim o ki; umarım Nuri Şahin Real Madrid formasıyla uzun yıllar bizi gururlandırır.

Real Madrid Türkiye

Charlize Theron at Emirates



Geçen hafta sonu oynanan Manchester United karşılaşmasınını Emirates'te izleyen arasında Charlize Theron da vardı.

Arsenal TR

Yeni Koç George Dikeoulakos



İsmail Şenol'un attığı tivite göre George Dikeoulakos Fenerbahçe Kadın Basketbol takımımızın yeni koçu olmuş. Aynı tivitte oyun kurucu Elina Babkina ile de anlaşılmak üzere olduğu yazılıyor. Laszlo Ratgeber ile takımı şampiyon yapmasına rağmen devam edilmedi. Bu bizden kaynaklı mı yoksa, Ratgeber mi istemedi bilmiyorum ama umarım Ratgeber bi Zico, bi Jan de Brandt olmaz.

Elina Babkina

Hoşçakal Arzu Göllü


Kariyerinin son takımında Galatasaray forması giyse bile sevdiğim, hayran olduğum voleybolcuların başında gelirdi Arzu Göllü. Nasıl hayran olmayayım ki, milli takım formasını 270 kez giyen bir sporcudan bahsediyoruz. Kariyeri başarılarla dolu bir sporcudan. Sahada her zaman gülen yüzle, rakibine, oyuna, taraftara saygı duyan bir sporcudan. Bir anneden, Cengiz Göllü gibi birinin kızından. Daha saymayı akıl edemediğim bir ton iyi özelliği olan bir sporcudan bahsediyoruz. İşte o sporcu aktif voleybol kariyerine bir Fenerbahçe Acıbadem maçıyla son noktayı koydu. 

Evet hoşçakal büyük sporcu, hoşçakal Arzu Göllü.

Bi Umut


Arsenal [1 - 0] Manchester United
56' [1 - 0] A. Ramsey 

Maçın üzerinden neredeyse 1 hafta geçti ama ben ancak vakit bulabildim yazı yazmak için.Bu galibiyet aradaki puan farkını 6'a indirdi son 3 haftaya girerken. Bu maçı kazanıp, şampiyonluğu kaybedecek olmamız bizi daha da çok üzecek, sezon içinde kaybettiğimiz salakça puanları daha çok aramamıza sebep verecek. Şampiyonluk şansımız bu galibiyetle %1'den %10'lara çıktı ancak yine de çok az. Çünkü önümüzde geçen haftadan beri artık 2 rakip var. Bu da şampiyonluk şansımızı oldukça zora sokuyor. Haftaya Chelsea Manchester'ı yense bile kalan 2 haftada bu iki rakibin birlikte puan kaybetmesini bekleyeceğiz. Ama yine de çıkmayan candan umut kesilmez.

Maça gelecek olursak gole kadar ve golden 5-6 dakka sonrası bizim kontrolümüzde geçti. Topla oynayan bizdik. Manchester 0-0'ın onlara yeteceğinin farkındaydı ki, kaptıkları toplarla hücumu düşündüler yalnızca. Aslında ilk yarıda biraz akıllı olsaydık ve hakem bariz penaltımızı verseydi skoru daha erken bulabilirdik. Bu da Manchester'ın hücumu daha erken düşünmesine ve bizim de hızlı oyuncularımızla Manchester'ın arkada bırakacağı boşluklar sayesinde tehlikeler yaratabilirdik. Ama golü 56. dakikada Ramsey ile bulduk. Zaten bu andan itibaren de Manchester risk altı ve arkada çokça boşluk bıraktı. Biz de bu boşluklardan tehlikeler yarattık. İşte golü erken bulsaydı bu boşlukları daha erken ve daha çok bulabilirdik.

Bu galibiyetle aslında kendimizden çok Chelsea'ya çalıştık denilebilir. Onların şampiyonluk iştahı daha da kabarmıştır bu skordan sonra. 3 takım zirvede 3 puan arayla sıralandı ve ligin bitmesine 3 hafta var. Bakalım sonuç ne olacak.

Arsenal'in kalan maçları (67)
Stoke City (d)
Aston Villa
Fulham (d)

Chelsea'nin kalan maçları (70)

Manchester United (d)
Newscastle United
Everton (d)

Manchester United'ın kalan maçları (73)
Chelsea 
Blacburn Rovers (d)
Blackpool



Arsenal TR

ve Final: Fenerbahçe Acıbadem 3 - Galatasaray MP: 0

Olması gereken oldu, Galatasaray Medical Park'ı 2 maçta da 3-0 geçerek finale adımızı yazdırdık. Bu senenin finali de geçen senenin finalinin aynısı olacak. Eczacıbaşı VitrA'yı 2 maçta da 3-2 yenen Vakıfbank finaldeki rakibimiz oldu.

Maça Kasia, Sokolova, Naz, İpek, Eda,Nati ilk 6'sı ve liberoda Songül'le başladık. Yabancı rotasyonunda dışarıda kalan Fürst ve Fafao oldu. Uzun zamandır oynamayan Kasia'nın oynaması iyi oldu bu maçta.  Fürst'ün yerine oynayan İpek'se Fürst'ü aratmadı. Zaten İpek oyun olarak Fürst'e benzeyen bir oyuncu.

İlk sete biraz tutuk başladık. İlk teknik molaya 8-6 geride girdik. Daha sonra Nati ve Sokolova'nn etkili oyunlarıyla farkı açtık. Ancak ne olduysa setin son bölümünde Galatasaray'ı kendimize yaklaştırdık, kolay seti zora soktuk. İşte tam bu sırada bu takımın bence Alex'i olan Nati setin sonunda ortaya çıktı ve 2 çok akıllıca sayı alarak bize ilk seti getirdi.

2. set ise tam anlamıyla çok rahattı bizim açımızdan. İlk teknik molaya 8-5, ikinci teknik molaya 16-9 önde girdiğimiz seti 25-16 kazandık. 3.seti de rahat bir oyunla 25-18 kazandık.

Maçın geneline bakacak olursak, zaman zaman farkı açtığımız anlarda oyundan bir anlık kopmamız ve özellikle  Djerisilo'nun etkili oyunuyla farkı eritmesine yol açtı. Ancak bunları kolay atlatıp Galatasaray'ın bize yaklaşıp, geçmesine engel olduk. Maçın yıldızı bence Nati idi. Yüksek oranda top öldürdü ve bu topların çoğu kritik anlardaki toplardı.

Şimdi artık cuma günü başlayacak final serisine odaklanmalı, üstüste 3. şampiyonluğumuza ulaşmamız lazım.

Fenerbahçe Acıbadem: Osmokrovıc, Eda, Naz, Skolova, Ergül, Skowronska, Songül (L), Nihan, Yağmur



Galatasaray Medical Park: Seda, Erika, Özlem, Djerılıso, Ocasio, Gökçen, Funda (L), Merve, Deniz, Gamze, Arzu


Setler: 25- 23, 25- 16, 25- 18


http://aysbergselspor.blogspot.com/

El Clasico #Sezon Finali

4 maçlık serinin sonuna geldik. Belki de serinin en heyecanlı bölümü olacak. Sağolsun Star Tv ve D-Smart'ın yayın politikası nedeniyle bu zevkten mahrum kalacağız.

Maç öncesi çoğunluk aynı görüşte, bu iş bitti, Barcelona tur atladı diye. Ama işin ucunda Mourinho varsa her zaman bir ihtimal vardır, bu karşısındaki Barcelona da olsa.  Mourinho taktiksel olarak dünyanın en iyi teknik adamı olmasının yanında, oyuncularla ilişkileri de hep üst seviyedeydi. Onunla çalışıp bunun aksini iddia eden bir tane adam yoktur. Koskoca  Matterazi'yi Mourinho İnter'den ayrıldığında ağlarken gördük. Oyuncularla olan bu ilişkisi de başarısına başarı katıyor Mourinho'nun. Bu akşamki maçta oyuncular Mourinho için oynayacaklarını söylediler. Bu demeç de beni umutlandırıyor. Ayrıca geçen maçın sonunda neredeyse 'Barcelona artık finalde'' demeçi de Barcelona'yı rahatlatmaya yönelik bir hamleydi bence. Büyük ihtimalle rakibin maçı daha rahat çıkmasını sağlayan demeçlerdi.

Mourinho'nun hedefi erken bir gol bulmak. Bunu da yapabileceğini gol atamasa da, oynadığı oyunla Kral Kupası finalinde bize gösterdi. Eğer erken bir gol bulursak, bu Barcelona'yı oldukça gerecektir. Çünkü erken gelecek gol maçı gollü bir maça çevirecek ve gollü galibiyetler de Real Madrid'in işine yarayacaktır. Bence bu maçın anahtarı erken gol.

Muhtemel 11'ler:
Barcelona: Valdes, Alves, Mascherano, Pique, Puyol, Busquets, Xavi, Iniesta, Pedro, Villa, Messi.

Real Madrid: Casillas, Arbeloa, Albiol, Carvalho, Marcelo, Lass, Xavi Alonso, Mesut, Di Maria, Cristiano Ronaldo, Adebayor.


Real Madrid TR

Fenerbahçe 2 - İBB: 0 - Yola Devam

Ligin süresinin kısaldığı şu dönemeçte her maç altın değerinde. Artık hata yapanın, bu hatayı telafi edemeyeceği haftalar başka bir deyişle. Fenerbahçe de bunun farkındaydı ve maça golle başlayıp hata riskini minimize etme çabasındaydı. Nitekim de öyle oldu. Henüz maçın 2. dakikasında Fenerbahçe'ye transfer olduğunda youtube'den izlediğimiz gollere benzer bir golle Stoch bizi 1-0 öne geçirdi. Daha sonra ise 1-0'ın riskli bir skor olduğunun farkındaydık ve 2.yi bulmak içi girişimler peşpeşe geliyordu. Ancak son haftaların takımdaki en formsuz ismi Semih birçok posizyonu harcadı. Hatta Güiza oyuna girerken Melih Gümüşbıçak Güiza nöbetçi golcü ünvanını bu sene Semih'ten aldı dedi. Sanki Semih de geçen yıllardaki Güiza ünvanına sahiplenircesine goller kaçırdı.

Baktık ilk 30 dakika golü bulamayınca takım ister istemez geri yaslanıp, topun hakimiyetini İstanbul Belediye'ye verdi. Bu olay zaten bizim bu sezon en çok canımızı yakan olaydı. 1-0 öne geçtiğimiz bazı maçlarda 2'yi çok aramamıza rağmen bulamadığımız ve berabere kaldığımız hatta mağlup olduğumuz maçlar vardı. Neyse ki İBB'nin atakları cılızdı ki, bu baskı onlara gol getirmedi. Tam artık devre gelsin bir soluklanalım derken, devreden daha güzeli, gol geldi ve maç o an bitti gibi.

2. yarıya Aykut Kocaman'ın bu sezon öne geçtiğimiz maçlarda sıkça uyguladığı sistemle sahaya çıktık. Semih'i sağa, Mehmet Topuz'u ortaya, Alex'i de santrafora atarak klasik 4-3-3'e döndük. Bu bölümde de aslında etkili olduk. Bolca da gol kaçırdık ancak bu oyun anlayışında İbb'ye ilk yarıya oranla daha az posizyon verdik.

Maçın geneline bakacak olursak da, ilk 30 dakika ısıran, daha sonra kabuğuna çekilen, 2. yarıdaysa zaman zaman ani ataklarla rakibini yoklayan bir Fenerbahçe vardı sahada. Herhalde ilk 30 dakika bu sezonun en iyi futbollarından birini oynadık. Belediye'nin kanatlarında Holosko ve İbrahim Akın'ın oynaması, iki bekimizi oldukça hücuma katkı sağlamasını sağladı. Hatta bu iki bek, gollük posizyonlara da girdi.Alex'in golünde de Gökhan Gönül harika bir asist yaoptı zaten. İki oyuncumuz da sanırım bu akşam onları izlemeye gelen Barcelona scout'un gözüne girmiştir.

Son olarak da hafta içi Trabzonspor'lu bir yönetici ağlamıştı, ''Bize artık penaltı verilmiyor'' diye. Bu zırlamasının meyvesini aldı sayılır bu hafta. Maçın henüz 23. dakikasında Trabzonspor lehine bir penaltı, ve Gaziantepspor'lu oyuncu Dani'nin krımızı kart görmesi, Trabzonspor'un olası puan kaybı yaşayabileceği bir haftayı rahat geçmesini sağladı. Ama olsun, bizim onlarla işimiz yok, 3'te 3 yapıp bu sene ŞAM-Pİ-YON O-LA-CA-ĞIZ !!


Maçın Adamı: Miroslav Stoch
Maçın Hâyal Kırıklığı:  Yok.


Stat: Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu
Hakemler: Fırat Aydınus, Serkan Ok, Alexks Taşçıoğlu 


Fenerbahçe: Volkan, Gökhan Gönül, Lugano, Yobo, Andre Santos, Mehmet Topuz, Cristian, Emre, Stoch (Dk. 71 Güiza), Alex (Dk. 87 Gökay), Semih (Dk. 71 Caner)
Büyükşehir Belediyespor: Oğuzhan, Rızvan, Can, Metin, Ekrem, Mahmut, İbrahim Akın (Dk. 59 Ali Güzeldal), Cihan (Dk. 67 Efe), Holmen, Holosko (Dk. 81 Tevfik), Tum 


Goller: Dk. 2 Stoch, Dk. 45 Alex (Fenerbahçe)
Sarı Kart: Dk. 81 Ekrem (Büyükşehir Belediyespor)

Fenerbahçe Acıbadem Klasiği: 3-0

Maç öncesi yazımda da belirtmiştim, yarı finaldeki bu eşleşme, geçen seneki yarı final eşleşmesinin bir kopyası olur diye. Açıkcası beni doğrulayan bir skor ve oyun vardı sahada. Nitekim bu serinin set vermeden lehimize sonlanacağını düşünüyorum. Oyuncular da bunun farkındadır sanırım. Ama buna rağmen işini ciddiye alan bir kadro vardı sahada.

Ze Roberto 3 yabancı tercihini son dönemde Fürst-Sokolova ve Nati'den yana kullanıyor. Bu maçta da bu 3'lü vardı sahada. Onlara eşlik eden Naz,Seda ve Eda, son olarak da liberoda Songül. Ze Roberto'nun Songül ısrarını anlayabilmiş değilim. Bence Nihan, Songül'den daha iyi bir libero. Ama maça hep Songül'le başlayıp, setin sonlarındaysa Fürst'ü kenara alıp, Songül'ü oyuna sokmadan Nihan'la devam ediyor. Vardır elbet bi bildiği.

Maça geçecek olursak, genel anlamda Fenerbahçe Acıbadem üstünlüğü ile geçti. Fark ilk iki sette çok açılmadı buna rağmen, kimi zaman 1-2 sayıyla öne de geçti Galatasatay Medical Park. Ama kısa sürdü bu. Genelde geriden takip eden taraf oldu Galatasaray. 3. setteyse tam anlamıyla  nakavt olmuş bir rakip vardı karşımızda ve o seti diğer setlere oranla daha rahat aldık.

Maçın yıldızını seçmek çok zor bu maçta. Hemen her oyuncu çok iyi oynadı. Orta oyuncular bu maçta hücumda değil, özellikle bloklarda çok iyiydiler. Geriye kalan Sokolova,Seda ve Nati 3'lüsü ise hücumda inanılmazlardı. Bunun yanındaysa bu 3'lünün her biri çok iyi defans yaptı. Naz'ın paslarıysa çoğunlukla doğru tercihler olması da bu 3'lünün ve zaman zaman Eda ve Fürst'ün etkili olmasını sağladı.

Dediğim gibi bu turu rahat geçeriz biz. Yine daha önce belirttiğim gibi yarı finalin eşleşmesi oldukça yorucu oluyor diğer taraf için. Dün oynanan Eczacıbaşı- Vakıfbank maçını 3-2 Vakıfbank kazandı. Açıkcası oradan kimin  geleceğini kestirmek çok güç. Bu da finalde hangi rakibe göre hazırlanacağınızı kestirmeyi güçleştiriyor.


GALATASARAY MEDİCAL PARK 0-3 FENERBAHÇE ACIBADEM
Salon: Burhan Felek
Hakemler: Ebru Meriçkan, Ali Temel Öneri

Galatasaray Medical Park: Özlem, Ivana, Deniz, Gökçen, Arzu, Erika, Funda (L), Malpica, Seda, Merve, Gamze
Fenerbahçe Acıbadem: Osmokrovic, Eda, Naz, Sokolova, Fürst, Seda, Songül (L), Nihan, Yağmur, İpek

Setler: 20-25, 20-25, 15-25
Süre: 68 dakika (23-22-23)

Yazıyorum da Noluyo-90

*Yine ben.

*Şu hayattaki en zor durum 5 kuruş para üstü almanız gereken durumlardır. Mis gibi yapmışsınızdır alışınızı, veriş kısmına gelmiştir olay. Parayı uzatmışsınızdır, ama o da ne  ? Para üstü olarak 5 kuruş almanız gerek. Şimdi almasanız, ben 5 kuruşa tenezzül etmem deseniz, karşınızdaki, ‘’ibineye bak 5 kuruş diye almıyor 25 kuruş olsa görürdüm ben seni’’ diyor. Şimdi alsanız karşınızdaki ‘’İbineye bak sanki 5 kuruşla fakir olacak’’ diyor. Belki de karşımdaki adam çok iyi bir adam, belki de demiyor bunları. Karşımdaki adam, hayatımı karartın lan ibine.

*Pazartesi sendromundan kurtulmanın yolunu buldum. Haftanın günlerini kafama göre diziyorum ve her haftanın başı başka bir gün oluyor. Mesela geçen haftaya cumartesi sendromuyla başladım. Biraz salakça oldu amma ossun. Mesela bugün de Salı. Ne o öyle, biri çıkmış haftanın günleri şu şekilde olacak demiş, biz de koyun gibi me, pardon he demişiz. Hem böyle daha iyi, mesela haftaya hangi günle başlayacağımı kendime söylemiyorum bazen, süprüz oluyor. Sendrom falan kalmıyor insanda.

*Bir bilgeye sormuşlar, gerçek sevgi ne diye, ‘’Abi seviyorsan git konuş bence’’ demiş.

*Şöför makamının oradaki kapıyı kapatma duşuna basıp, kapı kapanmadan otobüsten inmeye çalışan İett şöförünün yaşadığı adrenalin, köpekbalıklarıyla dolu bir okyanusta sörf yapmanın verdiği adrenaline bin basar.

*Misal, şimdi örnek verecek olursam, burada bir şey yazmak için aklıma biri konuşurken bir şey geliyor ve yazıyorum mesela.  Bazen da bu bir şey konuşan benim arkadaşım oluyor ve yazımı da okuyor ve sonra bana gelip ‘’ Aşk olsun, beni yazmışsın’’ diyo. O zaman ne diyeceğimi bilemiyorum.

*Hangi birimizin, şehrin bu yakasında yaşarken karşı dediğimiz yere gittiğimizde, şehrin o yakasında yaşayın birinin de bizim yaşadığımız yakaya karşı dediği an beyinsel hücrelerimizde bir duraksama olmadı he ?

*O an olmasa bile yukarıdaki cümleyi okuduktan sonra kesin olacak. Nassı bir cümle kurdum lan ben ?

*İlkokul alert espirisi: O şimdi askere gidecekti ama bempe teskere almış. Ehe ehe.

*Şu dünyada en karaktersiz şey ne diye sorsan, hiç düşünmem, pek düşünmem ben çünkü, su derim. Yok şu kadar yüksekten atlarsan beton etkisi yapar, yok denizlerdeki su gökyüzünün rengini alır, bilmem ne.  Hep bir taklit, hep bir özentlik içinde bu su. İnsan H2O’luğundan utanır be !

*Herkes beni hastayım sanıyor, Fas’tayım kimse bilmiyor.

*Tivitırda az ünlü olup da başka bir az ünlüyü followlayanın dramı Stv’deki hiçbir yapımda yok bence. İkinizde az ünlüsünüz ama sen onu tanıdığın için o senden bir basamak daha ünlü oluyor. Sen git onu followla, belki beni tanıyordur umuduyla bekle ama yok follow falan. Çok yazık.

*Tivitırda ünlülük testi: Hava bugün çok soğuk yaz, 100+ RT alırsan bil ki acayip ünlüsün, baktın kimse takmıyor, bildiğin sıradan vatandaşsın. Git vergini falan öde hemen bence.

* O zaman bu haftalık da Dı End.


Zaragoza Maç Kadrosu

Hafta sonu oynanacak olan Real Zaragoza karşılaşmasının 19 kişilik kadrosu belli oldu. Bu kadroda Cristiano Ronaldo'nun olmaması ''Ronaldo kadro dışı'' mı sorusunu akıllara getirdi. Çünkü kaybedelen Barcelona maçından sonra Mourinho'nun futbolunu eleştirmişti CR7. Bu kesintinin sebebi sorulan Mourinho'ysa; "Ronaldo Zaragoza maçında yoksa Benzema, Kaka, Higuain ve Di Maria gibi her skora etki edebilecek isimler var. Lass ise Barcelona karşısında uzun bir süre 11'e 10 oynamak zorunda kaldı. Maçta fazlaca efor sarfetti ve o yüzden bu maçta dinlenmesi gerekir. açıklamasında bulundu. Umarım bu kesik sadece 1 maçlıktır.


Real Madrid'in maç kadrosu;
Kaleci: Casillas, Dudek, Adan
Savunma: Carvalho, Pepe, Sergio Ramos, Marcelo, Arbeloa, Garay, Nacho
Orta saha: Granero, Kaka, Canales, Di Maria, Ozil, Juanfran
Forvet: Adebayor, Higuain, Benzema


Penny Taylor Geri Döndü

fenerbahçe.org'taki habere göre Taylor geri döndü ve sözleşmesini 1 sene daha uzattı. Bilindiği üzere Taurasi olayından sonra Taylor'ı da kaybetmiştik. Penny'nin geri dönmesi bence Taurasi'nin dönüşünün de sinyali. Alba Torrens'in Galatasaray'a transferinden sonra daha güçlü bir kadroyla gelecek sezona başlamak adına Taylor- Dee ikilisi bizi bir seviye daha üstte taşır.










2010-2011 sezonunu şampiyonlukla noktalayan Bayan Basketbol Takımımızın Avustralyalı oyuncusu Penny Taylor kulübümüzle yaptığı görüşmelerin ardından sözleşmesini 1 yıl daha uzattı. Penny Taylor geçtiğimiz yıl da Fenerbahçemizin formasını giymişti. Taylor’a başarılar diliyoruz.
FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ

aysbergsel spor

Papatyam > Real Madrid v Barcelona


Müjdemi şimdiden vereyim dedim, önümüzdeki salı günü yayınlanacak Barcelona-Real Madrid karşılaşması yine Papatyam engeline takıldı. Star yönetimi bunu bu sezon hep yaptı. Salı günü oynanan maç ne kadar önemli olursa olsun, onu yayınlamak yerine hep Papatyam'ı yayınlarken, çarşamba günleri oynanan maçlardan birini yayınladı sadece. Dünyada milyonlarca kişinin evinden tek kuruş ödemeden izleyebildiği maçı biz Türkler izleyemeyeceğiz. Neden ?! Aydın Doğan''ın 3 kuruş daha fazla kazanma çabası yüzünden. Onun yerine dünyada sadece Türklerin izleyebilme şerefine ulaştığı Papatyam'ı izleyeceğiz. Ne kadar güzel değil mi ?

Real Madrid TR

Emirates Cup 2011

Artık geleneksel hâle gelen Emirates Cup'ın bu seneki katılımcıları belli oldu. PSGBoca Juniors ve New York Red Bulls. Bu sene 5.si düzenlecek olan kupayı 4 kez Arsenal, 1 kezse Hamburg kazandı. 30-31 Temmuz 2011'de gerçekleşmesi planlanan kupanın programıysa şu şekilde.

30 Temmuz 2011 Cumartesi
16:00 New York Red Bull-Paris Saint Germain
18:20 Arsenal-Boca Juniors


31 Temmuz 2011 Pazar
16:00 Boca Juniors-Paris Saint Germain
18:20 Arsenal-New York Red Bull

Bilindiği üzre, bu kupanın farklı bir formatı var. Galibiyet 3, beraberlik 1 puan. Bunun dışında atılan her gol de 1 puana denk geliyor. Her takım 2 karşılaşma oynuyor ve bu puanlama sistemiyle takımlar sıralanıyor. En çok puanı toplayan takım kupanun sahibi oluyor.

Bu sefer yapılacak kupanın ayrı bir önemi var. Thierry Henry, New York Red Bull formasıyla da olsa evine dönecek. Umarım geçen yıllarda olduğu gibi NtvSpor maçları verir ve biz de Henry'i uzun bir aradan sonra izleme fırsatı yakalarız.

Arsenal Türkiye

Temas Var mı Beyler ?

Chelsea'nın başındayken Barcelona’ya yenildikleri maçta Asier Del Horno’nun maçtan atılmasına neden olan Lionel Messi için Mourinho Barcelona, muhteşem tiyatrolarıyla bir kültür kenti. Bu çocuk da artistliği iyi öğrenmiş.'' demişti. Anlaşılan o ki Barcelona havası tüm futbolculara yaramış. Pedro, Busquets, Dani Alves. Maçın kırılma anı olan kırmızı karta bakalım;

Bir temas yok değil mi ? Varsa yine de bir şüpheniz, aşağıdaki videoda hem bu posizyon, hem de diğer tiyatro sanatçılarının görüntüleri var. İyi seyirler.


Şampiyonluk Yine Başka Bahara

4'te 4 giderken birden bire elimizde 0 kaldı. Artık bu sezonu da kupasız geçtik diyebiliriz. Yani kupasız geçen 6. sezon. En son 2005'te alınan FA Cup'tan bu yana kupaya hasret kaldık diyebiliriz. İlk başta Carling Cup'taki son dakika gölüyle finali kaybetmemiz, ardında Barcelona'yı Emirates'te 2-1 yenmemize rağmen, deplasmanda yenilip elenmemiz, Fa Cup'ta Manchester United'a çok kötü bir futbolla boğun eğmemiz ve son olarak da ligten kopmamız. Son haftalardaki düşüşümüz son olarak Bolton'a yenilmemizle taçlandırılmış(!) oldu. Manchester'ın da oyunun son bölümlerinde Everton'a karşı bulduğu golle 3 puanı alması sonucunda puan farkı 9'a yükseldi.

Oysaki bu haftaları iple çekiyorduk. Önce Manchester bize gelecek, ardından da Chelsea ile karşılaşcaktı. Yani 2 hafta puan kaybı yaşayabilirdi Machester. Artık pek önem teşkil etmiyor. Manchester bu iki maçı kaybetse bile son 2 haftaya 3 puan önümüzde girecek. He bir de önümüzde artık nur topu gibi bir de Chelsea var. Yani bu sezon şampiyonluğa hayal demek pek de kötümser bir davranış olmaz.

Bu sezon da şampiyonluktan uzak kalmamızın nedeni aslında son haftalar değil, sezon içindeki bir kaç maç. Aklıma gelenler ilk başta Tottenham'a evimizde 2-0'dan 3-2 yenilmemiz. Sonra bu maçın rövanşında 3-1 öndeyken 3-3 yakalanmamız. Bu iki maçta 5 puan kaybettilk. Tottenham şampiyon olamasa bile bizi şampiyonluktan ederek mutlu olmuşlardır. Bunun dışında o meşhur maç. 4-0'dan 4-4 olan maç. Giden 2 puan. Eğer şampiyonluğa oynuyorsan 4-0'dan 4-4'e yakalanan değil, tam tersi 4-0'dan 4-4 yapacağın maçlar oynamalısın. Ama gel gör ki kaybedilen altın değerinde 2 puan. Ve bir başka maç, 4 maçtır kaybeden Sunderland'le Emirates'te 0-0 berabere kaldığımız maç. Gerçi Newcastle maçındaki ucuz penaltılar ve Sunderland maçındaki hakem hataları puan kaybetmemize sebep verdiyse, bu maçlarda kendi hatalarımız da yok değil. Ama asıl kaos Liverpool maçı oldu. Bunlar benim aklıma ilk gelenler. Elbet daha da var. İşte bu hatalar zinciri bizi son 4 haftada 3.lüğe itti ve kupasız bir sezonu beraberinde getirdi.


Arsenal TR

Filede Rakip Galatasaray M.P.

Kadın voleybol takımımız çeyrek finalde Ankaragücü'nü rahat geçip yarı finale yükseldi. Yarı finaldeyse geçen sene olduğu gibi rakip Galatasaray Medical Park oldu. Geçen seneki seriyi Fenerbahçe Acıbadem'imiz 3-0'lık 3 maç sonunda geçip finale yükselmiş ve Vakıfbank Türk Telekom'u yenip şampiyon olmuştu. Açıkcası ben bu sene de durumun pek farklı olacağını sanmıyorum. Galatasaray'ın bize direnebilecek gücü yok. Toplamda 9-0'lık skorlarla finale yükseleceğimiz görüşündeyim. İlk maç cumartesi günü saat 17:00'da Burhan Felek Spor Salonu'nda.

Diğer yarı final eşleşmesindeyse; Vakıfbank GSTT ile Eczacıbaşı VitrA eşleşti. Ligi lider bitirmemiz finale daha rahat yükselmemiz için çok önemliydi. Çünkü 2. veya 3. olsaydık, Vakıfbank veya Eczacıbaşı VitrA ile yarı finalde karşılaşmış olacaktık. Bu da hem finale yükselmemizi zora sokacak, hem de finale yıpranmış olarak çıkacaktık. Şimdi finaldeki rakibimiz iki takımdan hangisi olursa olsun yıpranmış bir rakip olacak. Çünkü bu iki takımın bu sezon oynadığı tüm maçlar çekişmeli ve genelde de 3-2'lik skorlarla bitti. Bu da gösteriyor ki  bu maçlarda serinin veya maçların 3-0'la bitmesi biraz olasılık dışı.  Ama yine de kim gelirse gelsin, zevkli bir final mücadelesi olacağından şüphem yok.

Dennis Bergkamp'tan Harika Gol

Geçenlerde ''Goal Parade - En Güzel 100 gol'' isimli belgeseli izlerken görmüştüm bu videoyu. En güzel 30. - 40. gol falandı ama bence harika bir gol. Bergkamp'ın gerçek bir efsane olduğunu gösteren bir gol. Fazla konuşmaya gerek yok, buyurun Dennis Bergkamp'ın Newcastle  United'a attığı gol.

Not: Asisti Robert Pires yapıyor.

Arsenal TR

Real Madrid 0 - Barcelona 2


Maç için yazılacak o kadar çok şey var ki aslında. Ama herşeyden önce bu ''Katalan'' sevgisi insanların gözlerini o kadar boyamış ki, Barcelona'nın yaptığı herşey doğru, Real Madrid'in yaptığı herşeyse yanlış. Neymiş efendim Real Madrid 0-0'a yatıyormuş. Ulan Barcelona da yatmadı mı 0-0'a. Bütün maç boyunca ilk bölgede pas yaptı Barcelona. Kaleye gelmeyi düşünmedi bile. 2 bekini hiç hücumda gördünüz mü siz ? Haydi diyelim Puyol stoper olduğu için sol bekten atağa çıkmadı ama, o ağzınızın suyu aka aka izlediğiniz, her posizyonda ileride gol arayan Dani Alves'iniz Real Madrid 10 kişi kalıncaya kadar atağa çıktı mı ? Çıkmadı. Neden diye sorsam, taktik gereği dersiniz. Eee Mourinho bunu yapınca neden anti-futbol oluyor ? Çünkü ''Katalan'' sevdası gözünü boyamış biraz.

İlker Yasin maçı anlatırken diyor ki, Barcelona akedemisinde herşeyden önce sosyal ahlak öğretilir. Busquets'in, Pedro'nun her posizyonda sanki ayağı kopmuş bir şekilde yerlere atmaları hangi sosyal ahlak çercevesinde açıklanabilir. Veya Messi'nin yerdeyken çaktırmadan Ramos'a attığı dirsek. Ama Messi o değil mi, sevimli pıtırcık şey. Aman da aman !

Rıdvan Dilmen diyor ki, Pepe bu maçlarda sizi kurtarır ama şampiyonluğu getirmez. Aklınca laf sokuyor. Bir Fenerbahçeli olarak Rıdvan Dilmen'e ve maç analizlerine hayranım ama lütfen Real Madrid- Barcelona maçlarını yorumlamayı bıraksın artık. Rıdvan Hoca'ya soralım bakalım, Pepe kaç lig maçında orta sahada oynadı. Kendi cevap veremez ama ben vereyim. Yalnızca ''1''. O da ligteki Barcelona maçından önce prova niteliğindeki bir maçta. Real Madrid neden ''şampiyon olamadı'' peki biliyor musunuz ? Hani anti futbolcu diye nitelendirdiğiniz Mourinho tüm takımla kapanan takımlara karşı stoperini çıkartıp forvet soktuğu için. Zaten hücum ağırlıklı oynarken bir de.

 Mourinho'nun çalıştırdığı takımların sadece Barcelona karşısındaki maçlarını izleyenlerin yakıştırdığı ''anti-futbol''  damgasını yapıştıran şahıslara soruyorum, Chelsea Premier Lig'te nasıl şampiyon oldu, veya İnter ? İnter veya Chelsea Şampiyonlar Ligi'nde Barcelona dışında hangi takıma defans futbolu oynadı ? Veya bu sene Real Madrid hangi takımı bozmaya yönelik oynadı ? Düşünün bakalım cevap var mı ? Yok sanırım. Real Madrid'in bu sene ligde ve Şampiyonlar Ligi'nde kaç gol attığına bir bakın bakalım. Hem de sezon içersinde santrafor sıkıntısı yaşarken.

 He şimdi diyebilirsiniz bu kadar hücumu iyi yapıyor bu takım ama neden Barcelona'ya karşı hücumu aklına getirmiyor diye. Çünkü Barcelona özel bir takım. Barcelona'ya karşı ilk işiniz oynatmamak olmalı çünkü. İkinci kısım oynamayı düşünmek olmalı.Mourinho da bunun bilincinde. Soruyorum o Mourinho'yu eleştiren futbol dehalarına, siz geçin bakalım Madrid'in başına, kaç yiyeceksiniz ?

Maça gelecek olursak, 60. dakikaya kadar Barcelona'nın üstün olduğu tek yan topla oynama yüzdesiydi. Onun dışında kaleyi bulan şut, gol girşimleri ya eşitti, ya da Madrid'in üstünlüğündeydi. İlk yarının başında oyun Real Madrid ağırılıklı geçti. Daha sonra ilk yarının ortasında ve sonunda Barcelona'ya verdi top Madrid. Bu bölümdeyse ileride kaptığı toplarla etkili olmaya çalıştı. Özellikle Di Maria'nın kanadından Alves'i çok zorladı Madrid. Nitekimde bolca faul kazandı oradan. Ancak bunların hiçbiri tehlike yaratamadı Barcelona kalesinde. Çünkü orta yapmak yerine Ronaldo hep kaleye vurmayı düşündü ve tüm toplar barajta kaldı.Sadece bir topu Alonso kullandı ve yalnızca o etkili oldu.

2. yarıyaysa ilk yarının en etkisiz ismi Mesut yerine Adabeyor ile başladı Mourinho. Bence Adebayor yerine formda bir Higuain veya Benzema tercihi daha olumlu olabilirdi. Valencia karşısındaki oyunları bu iki oyuncunun akıllarda ne de olsa. 2. yarının başıyla oyun Real Madrid ağırlıklı geçmeye başlamıştı ki 60. dakikada Pepe'nin sarı kartlık posizyonuna kırmızı kart verene kadar. Eee bir de Mourinho da atılınca direnci iyice kırıldı Madrid'in. Eğer Pepe atılmasaydı bir 5-10 dakika sonra Kaka'yı oyuna alabilirdi Mourinho. Ki maç başından beridir ısınıyordu Kaka. Ama o kırmızı kart tüm planları alt üst etti. Yine de oyun dengede giderken sağ kanattan gelişen atakta Marcelo'nun ayağının kayması Affelay'ın önünü birden boşalttı ve yaptığı ortada Messi'nin golü geldi. 2. gol ise tam bir komediydi. O gol Real Madrid'li oyuncuların oyundan ne kadar düştüğünün göstergesiydi. O yenilen 2. gol turu iyiden iyiye zora soktu.

Gelgelelim Mourinho'nun yaptığı maç sonu açıklamalarına. Haliyle hakemden dertliydi. Aslına bakarsak da dozunu biraz abartsa da eleştirinin, ki tarzı bu, haklıydı. Maçın kırılma anı olan Pepe'ye gösterilen kırmızı kart oldukça ağırdı. Sarı kartla geçiştirilebilirdi. Onun dışında her posizyonda yüzlerine temas yokken hakemi kandırmaya yönelik hareketlerde bulunan sosyal ahlakı üst seviyede olan Busquets ve Pedro'ya hakem sarı kart  gösteremedi. Di Maria'ya 4veya 5 sarı kartlık pozisyonda bulunan Alves'e ise sadece 1 sarı kart göstererek oyunda kalmasını sağladı. Sonuç olarak hakem takdir haklarını o hayran olduğu ''Messi''nin takımından yana kullandı.

2.maça da kısaca değinecek olursak Mourinho Barcelona artık finalde diyor. Bence kesinlikle bu bir taktiksel demeç. Barcelona'yı rahatlatıp, ikinci maç için anavtaj sağlamak istiyor. Neticede Mourinho olunca işin ucunda insanın umutlatı taze kalıyor.



Real Madrid
Casillas
Arbeloa
Sergio Ramos
Albiol
Marcelo
Pepe
Lass Diarra
Xabi Alonso
Özil
 Adebayor 47'
Cristiano Ronaldo
Di María

Barcelona
Víctor Valdés
Dani Alves
Piqué
Puyol
Mascherano
Xavi
Busquets
Keita
MessiGol 78' 89'
Pedro
 Afellay 73'
Villa
 Sergi Roberto 92'

FenerBlog